Datça’nın tarihi yerleşimi olan “Eski Datça Mahallesi” aynı zamanda Can Yücel’in mahallesidir. Güler Yücel’le 20 yıl önce buraya yerleşmeleriyle birlikte özgün mimarili yerel dokusu daha bir “fark edilen” mahallenin sit olarak korumaya alınması da 90’lara rastlar.
Son şiirlerini Datça’ya adayan Can Yücel, 1992’de yayımlanan “Datça’dan Gara Galemler”inde yeni hemşerilerini yerel ağızla bakın nasıl anlatıyor:
“Bakkal Hasan’ın orda
Gulak daha önce gelmiş dükkâna
Bana bir guru fasule, dedi
Buz dolabından ossun!
Ben de kuru fasulye buz dolabında
Ne arıyor? Diye sordum.
Biz şaraba guru fasule deriz, dedi.”
İşte böylesi “can”dan insanlarla beraber yaşarken, ünlü “Vasiyet” şiirini de yine Eski Datça Mahallesi’nde yazan Can Yücel;
“Beni kuzum Datça’ya gömün / Geçin Ankara’yı İstanbul’u!” dedikten sonra şöyle devam eder:
Oralar ağzına kadar dolu / Alabildiğine de pahalı,
Örneğin Zincirlikuyu’da / Bir mezar 750 milyona
Burası nispeten ucuzluk / Ortada kalma tehlikesi de yok
Hayır dua da istemez, / Dediğim gibi beni Datça’ya gömün
Şu deniz gören mezarlığın orda, / Gömü sanıp deşerlerse karışmam ama!”
Mahallenin sesi
Kendilerini “Eski Datça Mahalleleri ve Can Yücel Sokağını Koruma ve Yaşatma Girişimi” olarak tanımlayan Defne Yücel, Güler Yücel, Güzel Yücel, Su Yücel, Ahmet Tuncay Karaçorlu, Volkan Pehlivan ve Fuat Çelik’in imzalarını taşıyan “Eski Datça Mahallesi ve Can
Yücel Sokağı Tehlikede” başlıklı duyuruyu okuyunca 10 yıl önceye gittim... “Vasiyet”i gereği Datça’da toprağa verdiğimiz 99 yılının Ağustos ayına..
Dağlara taşlara sığmayan binlerce kişinin sevgi seline dönüşen katılımıyla son yolculuğa uğurlanmasını Datça nasıl unutabilir?
Belediye yöneticileri, yerinde bir kararla evinin bulunduğu sokağa “Can Yücel” adını vermişlerdi… Tarihi mahalleyi dar sokaklarından küçük meydancıklarına kadar tüm “insan ölçeği”ndeki özellikleriyle geleceğe taşımayı hedefleyen “Koruma Amaçlı İmar Planı” daha tamamlanmamıştı..
Muğla Koruma Kurulu evinin bahçesine mimar Ersen Gürsel’in tasarladığı “Can Yücel Kitaplığı”na onay verirken, sit alanındaki “ilave imar kararı”nın gerekçesini özetle şöyle yazmıştı: “Cumhuriyetin yurtsever şairini yeni nesillerle buluşturacak özenli ve alçakgönüllü bir kültür mekânının tarihi dokuya uyumlu katılımı, kamu yararınadır.”
İşte böylesi duyarlılıklarla ve yüzlerce yılın ürünü özgün dokusuyla yaşatılmaya başlanan mahallede “bozulma” ve “yozlaşma”nın başladığına dikkat çeken duyuruda özetle deniyor ki;
“Can Yücel Evi’ne komşu binaların yöreye özgü yüksek bahçe duvarları yıkıldı. Planda mesken işleviyle korunan eski evler atölye vb. bahanelerle işyerlerine, ticari mekânlara dönüştürülüyor. Üstelik geleneksel dokuyu bozan bu uygulamalar sit kurallarına aykırı ve Koruma Kurulu’ndan izinsiz yapılıyor.”
Eski Datça Mahallesi sakinlerinin, yaşadıkları o çok özel dokuyu bozmamaları için belediyeyi ya da Koruma Kurulu’nu göreve çağırmak bile hüzün verici; çünkü orası Can Yücel’in mahallesidir… Orayı paylaşan herkesin bu eşsiz ayrıcalığa yakışanı yapması; geleneksel dokuyu “gönülden” ve “bilinçle” sahiplenmesi gerekir.
ekinci@cumhuriyet.com.tr